Kendi blogunu oluştur ;)

Selülit TEdavisi, Selüliti engelleme, Kırışıklık ve çatlak engelleme, Selülit maskeleri, selülit kremleri, selulit,egzama dermatit ,atopik, Egzama Nedir Deri Hastalığı Nedenleri Belirtileri Tedavisi,

Selülit Tedavisi Hakkinda Bilmek Istediginiz Hersey Burada ,Türkiye'nin En Büyük Kadin Bilgi Portali ,bitkisel selülit tedavisi,evde selülit tedavisi,selülit tedavisi izmir,selülit,selülit kremleri,çatlak tedavisi,selülit masajı,mezoterapi,,Selülit tüm zayıflama rejimlerine karşı direnç gösterir, Özel bir tedavi gerektirir, kendi kendine geçmez, Selülit üç elemandan oluşur,Selülit Şişmanlık Kilo Selülit Tedavisi,Egzama Nedir ,Deri Hastalığı, Nedenleri Belirtileri, Tedavisi,Egzama rahatsız ,edici ve çirkin görünüşlü, bir deri hastalığıdır, ama tehlikeli değildi,Aranan kelimeler: Egzama, Egzama Hastalığı, Egzama Tedavisi, Egzama Hastalıkları, Egzama için Şifalı Bitkiler, ve Dermatoloji, Deri Hastalıkları,görüldüğü bögelerde yerleşen kırmızı, pullu, yağlı görnümlü lezyonları içeren deri hastalığı, Seboreli egzama, saçlı deride ve bunun kenarlarında,egzama, egzamanın ilacı, tedavisi, egzamanın doğal ilacı,

SELULİT NEDİR, NEDENLERİ , ÖNLEME YOLLARI NELERDİR, TEDAVİSİ SELÜLİT KREMLERİ

Genel saglık:

Tıptaki adı hidrolipodistrofi olan selülit, derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun bağ dokular arasında sıkışması sonucunda derinin üst kısmının portakal kabuğu görüntüsü almasıdır. Ciddi bir problem olan selülit, sanılanın aksine sadece kilolu bayanlarda görülmez. Zayıf ya da şişman her kadının korkulu rüyasıdır. Selülit, daha çok bayanların kalça, basen, dizin ve bileğin iç kısımları, baldırların arkası ve üst bacak bölgelerinde yoğunlaşır.

Beslenme, genetik faktörler, hormonal özellikler ve spor yapmama gibi etkenlerin neden olduğu selülitten % 100 kurtulmak imkansız olsa da çeşitli yollarla azaltmanız ve büyük değişiklikler görmeniz mümkün. Ancak yine de hemen sonuç almayı ve her şeyin bir anda değişmesini beklemeyin.

Üstelik selülit, yaşlandıkça cildin gerginliğini yitirmesi, incelmesi yüzünden daha da belirginleşir ve hatta kalıcı bir hal alabilir. Bu arada en merak edilen konulardan biri de erkeklerde neden selülitin olmayışı... Bunun nedeni kadın ve erkeğin farklı hormonlara sahip olmasıdır. Selülitin kadınlarda daha fazla görülmesinin en önemli sebebi östrojen hormonudur. Östrojen hormonunun aşırı salgılanması vücutta normalden fazla su ve yağ tutulmasına neden olur. Bu nedenle ergenlik öncesi, menopoz öncesi ve sonrası selülit oluşumunun en yoğun ortaya çıktığı dönemlerdir. Bunun yanısıra erkeklerin cildi daha kalın ve sıkıdır.

Selülit nedenleri.


Selülit oluşumunun birçok farklı nedeni vardır. Bunlar arasında genetik faktörü, hormonal nedenleri, beslenme şeklini, spor yapmamayı ve cildin kendi fiziksel yapısını sayabaliriz.

Hormonal nedenler : Son zamanlarda yapılan araştırmalar, kadınların östrojen hormonu miktarındaki artışın selüliti çoğalttığını ortaya koymuştur. Cilt ve vücut sağlığı için gerekli olan bir takım hormonlar ve kimyasal maddelerin miktarındaki değişiklikten dolayı hücre aralığında normalin üstünde su birikmeye başlar. Bu birikme aşırı boyutlara vardığında cildin görünümünde de bir takım değişiklikler meydana gelir. Dolayısıyla selülit hormonlarla doğrudan etkilidir.

Beslenme :
Tek yönlü ve sağlıksız beslenme selülitin ana nedenlerinden biridir. Genellikle çalışan toplumlardaki kadınlarda görülen selülit, bayanların fast food ve hazır gıdalara olan eğilimiyle doğrudan ilişkilidir. Hayvansal yağlar, tuz, şeker, kola ve kahve gibi yiyecek ve içecekler de yağ hücrelerini şişirerek, buralarda ödem yapmakta ve selülit oluşmasına neden olmaktadır.

Sigara ve alkol:
Sigara ve alkol kullanan bayanlarda selülit görülme oranı kullanmayanlara oranla bir hayli yüksektir.

Duruş :
Yüksek topuklu ayakkabılar giymek, yanlış yürümek ve yanlış oturmak da selülitin nedenleri arasında sayılabilir. Yüksek topuklu ayakkabılardan dolayı kan dolaşımındaki bozukluk zamanla cildin iyi beslenememesine dolayısıyla da selülit oluşmasına sebep olur.

Spor yapmamak:
Spor yapmamaktan dolayı vücut yeterince yağ yakamaz. Zamanla derinin altındaki yağ dokusu şişerek yağın depolanmasına neden olur. Bu sebeple de cilt yüzeyinde çirkin bir görüntü oluşur.

Selüliti önlemenin yolları.


Doğru beslenme : Selülitle başa çıkmak için doğru beslenmek ve kilonuzu korumanız gerekir. Öncelikle fast food tarzı bol kalorili ve yağ oranı yüksek hazır gıdaları mümkün olduğunca hayatınızdan çıkarmalısınız. Beslenme tarzınızı yeniden gözden geçirdikten sonra, tuz, şeker, yağ tüketimini minimum düzeye indirmelisiniz. Taze, yağsız, besleyici besinleri, sebze ve meyveleri, baklagilleri, bol lif içeren tahılları ve potasyum miktarı yüksek olan portakal, muz, karpuz, patates, havuç, avokado, bezelye ve fasülyeyi bol miktarda tüketmelisiniz. Şekerleme, hamur işi ve alkolden uzak durmalısınız çünkü alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.

Masaj :
Selülitle tedavide etkili bir başka yöntem de günde en az 5 dakika fırça ya da eldiven yardımıyla yapabileceğiniz masajdır. Kan dolaşımını hızlandırarak harekete geçirip, birikmiş yağ hücrelerinin atılmasını sağlayan masaja önce hafif hareketlerle başlayın. Parmak uçlarıyla yapılması gereken masajla birlikte antiselülit kremleri kullanırsanız gözle görülür bir düzelme elde edebilirsiniz. Bu arada saunaya gitmek de iyi gelecektir.

Egzersiz :
Sürekli hareketsiz durmaktan dolayı oluşan deformasyon ve kan dolaşımındaki bozukluğu ortadan kaldırmak için spor yapmak gerekir. Özellikle selülit tedavisinde yürüyüş, jogging, yüzme, tenis, jimnastik gibi sporların yapılması son derece etkilidir. Nefesi hızlandıran ve minimum 20 dakika süren aktiviteler yağları yakıcı fayda sağlar.

Antiselülit kremleri :
Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri de, selülitle karşı girişilen kişisel savaşta önemli rol oynar. Bu kremleri kendinize yapacağınız masajla birlikte uygularsanız, kremin daha çabuk emilerek daha etkili olmasını sağlarsınız.

Su :
Yağ dokularını, zehirli ve atık maddeleri vücuttan atmak için bol su içmeniz gerekir. Uzmanlar selülit oluşumunu engellemek, cildin sağlıklı ve güzel görünmesini sağlamak için günde en az 1.5 litre su içmek gerektiğini belirtiyorlar. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar değişir.

Çeşitli madenler :
Potasyum, demir ve magnezyum gibi maddeler dokuları sıkılaştırarak, selülit oluşmasını engellemektedir. Kahve içmeyi bırakıp onun yerine bitki çayları içmeye başlamalısınız. Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.

Enzimler :
Yağ yakıcı etkileri olan enzimler, yiyeceklerin yağ hücrelerinde depolanmadan naklini sağlarlar. Elmada bulunan bu enzimlerin etkili olması için elma yerken ağızda çok fazla çiğnemek gerekir.

Selülit tedavisi.


Selülit tedavisinde gelişen teknoloji sayesinde her geçen gün daha önemli adımlar atılıyor. Bu yöntemlerin en başında mezoterapi ve liposuction geliyor. Öyle ki bu yöntemler sayesinde çok ileri derecedeki selülitler bile kolaylıkla tedavi edilebiliyor. Ancak çok fazla şikayetiniz yoksa kozmetiklerin yardımıyla da bu işi halledebilirsiniz. Birçok kozmetik firmasının piyasa çıkardığı selülit giderici ve inceltici ürünleri kolaylıkla bulabilirsiniz. Bu ürünleri düzenli kullanarak ve tabii ki bunun yanısıra spor yapıp ve düzenli beslenerek olumlu sonuçlar almanız mümkün.

Mezoterapi : 2 veya 4 mm'lik özel iğneler ve bir enjektör yardımıyla cildin orta tabakasına yağ eritici bir karışımının enjekte edilmesidir. Bu maddeler selülitli bölgeye doğrudan etki yapar ve vücut tarafından kullanılmayan yağ hücrelerini parçalayarak organizma tarafından tekrar kullanılabilir yağ durumuna getirir. Tedavinin amacı birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.

Akupunktur :
Vücudun çeşitli kilit noktalarına iğneler yardımıyla ulaşıp su ve yağ hücrelerini harekete geçirerek yok etme yöntemidir.

Ozon terapi :
Yağ hücrelerini oksijen ile temizleyerek, yağların yakılmasını amaçlayan bir yöntemdir. Selülitli bölgeye uygulanan buhar banyosu sayesinde oksijen alt tabakaya kadar ulaşır ve kan dolaşımını hızlandırır.

Lazer terapi :
Selülitli bölgeler üzerine uygulanan lazer ile, kan dolaşımı hızlandırılır ve hareketsiz bölgeler harekete geçirilir.

Ultrason :
Derinin altına doğru inilerek yağ hücrelerini parçalamayı sağlayan bir yöntemdir. Sadece selülitli bölgelerde değil küçük yağların tedavisinde de etkilidir. Bu yöntemle ses dalgalarının kavitasyon etkisiyle selüliti parçalaması veya depolarını azaltması sağlanır.

Basınç tedavisi :
Hava basıncı ile kan ve lenf dolaşımını harekte geçiren bu yöntem, selülit tedavisinde çok etkilidir. Bir güzellik uzmanı ya da estetisyen tarafından uygulanan basınç tedavisi, kişiye özel programla birlikte uygulanır.

Lipoelektro :
Çok ince ve uzun iğneler yardımıyla yapılan bu tedavide, elektro ile selülitli bölgelerdeki yağlar parçalanarak boşaltılmaya çalışılır.

Liposuction :
1-2 saatlik lokal anestezi ile uygulanan liposuction'da, belirlenen bölgelerdeki yağlar vakumla ya da şırıngalar yardımıyla çekilir. Liposuction özellikle bölgesel zayıflılama ve selülit tedavisinde kullanılmaktadır. Uygulamaların mutlaka plastik cerrahlar tarafından yapılması gerekiyor.

Kozmetik çözümler :
Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri de, selülitle karşı girişilen kişisel savaşta önemli rol oynar. Düzenli kullanıldıkları takdirde ciddi düzelmeler sağlarlar. Ancak dengeli beslenme ve spor takviyesi de daha iyi sonuç alınması açısından oldukça önemlidir. Kozmetik mağazalarında ya da parfümerilerde rahatlıkla bulabileceğiniz kremlerden bazıları :

 

Makyaj Malzemelerinin Ömrü

Kozmetik kullanıcıları, kullandıkları makyaj ürünlerinin ömrü ne kadar bilmek isterler. Bunda da çok haklılar çünkü kimse ömrü bitmiş, bozulmuş bir ürünü yüzüne, gözüne sürmek istemez. Makyaj malzemelerinin ömrü ne kadardır? Bozuldukları nasıl anlaşılır? Ürünlerin ömrünü uzatmak için ne yapmalıyız? Tüm bu soruların cevaplarını öğrenmek için okumaya devam ediniz;

 

Fondöten :

Kaliteli bir fondötenin ömrü, ambalajı açılmamışsa 1-1,5 yıl, eğer ambalaj açılmışsa 5-6 aydır. Pudra fondötenler, sıvı olanlara göre daha dayanıklıdırlar. Açıldıktan sonra dahi bir yıl süreyle kullanılabilirler.
Eğer fondötenimizin kıvamı eskiye oranla koyulastıysa, uygulama esnasında top top oluyorsa, rengi ve kokusu değiştiyse fondöteni kullanmayı hemen bırakmalıyız. Aksi takdirde, cildimizde alerji ve tahrişe neden olabiliriz. Fondötenin yüze uygulamadan önce elimizde denemeliyiz.
Her kullanımdan sonra fondöten şişesinin ağzını temizleyip, kapağını da iyice kapamalıyız. Fondöteni sıcak ve nemli ortamlarda saklamak ömrünü kısaltacaktır.
 
Pudra :

Toz pudralar açıldıktan sonra yaklaşık 3 yıl, kompakt pudralar ise yaklaşık bir yıl dayanır. Eger pudramız, taş gibi sertleşip, kokusu ve rengi değistiyse kullanmayı kesinlikle bırakmalıyız.
Pudranın ömrünü uzatmak için her kullanımda kapağını mutlaka kapamalı, pudramızı sıcak ve nemli ortamlarda bırakmamalıyız.
 

Rimel :

Rimelin ömrü kapağı açılmadan 2 yıl, açıldıktan sonra ise 6 aydır. Rimel ömrü geçtiğinde kurur. Bu nedenle kurumuş bir rimel kesinlikle sulandırılarak kullanılmamalıdır. Rimelin daha uzun süre dayanması için her kullanımdan sonra kapağı iyice kapatılmalıdır. Ayrıca rimeli pompalamamak gerekmektedir, çünkü fırçayı ambalaja fazla sokup çıkarmak ambalajın içine hava dolmasına neden olur. Bu da yine rimelin daha çabuk kurumasına sebep olur.
 

Ruj :

Parlak renkli ve sedefli rujlar açılmadan 2,5 yıl, açıldıktan sonra en fazla 6 ay dayanır. Pastel renkli, mat rujlar ise açılmadan 3 yıl, açıldıktan sonra en fazla 1 yıl dayanır. Bozulan rujun, kokusu ve rengi değişir, yumuşar, yağlanır. Rujlar aşırı soğuk ve sıcak ortamlardan uzak tutulmalıdır.

 

Makyaj Önerileri :

Güzel Gözler Yaratmak
Herhalde insanları en çok etkileyen yönlerimizden biri gözlerimiz ve bakışlarımızdır. Gözler hep güzelleştirmek istediğimiz yanımızdır. Türk kadınının, hatta tüm Akdenizli kadınların, makyajda odak noktası gözlerdir.

İsterseniz eyeliner ve rimelle nasıl güzel gözler yaratabileceğimize bir bakalım...

Eyeliner
İyi uygulanmış bir eyeliner gözleri büyüterek, çok dikkat çekici hale getirebilir.
Ancak dikkat! Çok fazla ya da kötü uygulanan eyeliner da sizi bir panda görünümüne sokabilir!
Göz kalemleri kullanması en kolay üründür. Kusursuz bir uygulama için kaleminizin ucunu daima iyi açın. Sıvı eyeliner ise biraz daha maharet ister. Eyeliner kirpiklere yakın uygulanmalıdır ve uygulama için elinizin titrememesi gerekir. Başarili bir sonuç için, en rahat sürdügünüz eyeliner'i seçin ve unutmayın, ne kadar sık kullanırsanız o kadar beceri kazanırsınız.

Titreyen ellerinizden yana bir sorununuz var ise, eyeliner'i kirpik çizgisi boyunca küçük noktalar halinde uygulayın ve noktaları kademe kademe kuru bir firça ile birleştirin.
Eğer masanın üstüne bir ayna koyabiliyor ve tam aynaya bakabiliyorsanız eyeliner’i uygulamak daha kolaydır, böylece dirseğinizi masaya dayayarak el titremesini durdurabilirsiniz. Şunu unutmayın, kirpiklerin içine süreceginiz eyeliner gözlerinizi daha küçük gösterir, kirpiklerin dışı boyunca yumusak bir çizgi çekilmesi çekici geniş gözlü bir görünüm verir.
Hoş bir doku için eyeliner hemen hemen kuru oldugunda temiz bir fırça ile yayabilirsiniz.
Göz kaleminizin ucunu daha kolay açabilmek için, açmadan önce sertleşmesi için kaleminizi buzdolabına koyun.

 

Rimel
Yüzünüzde başka hiçbir makyaj olmasa dahi, rimel tek başına büyük bir fark yaratabilir. Eğer gözünüzde makyaj varsa, rimel kullanmak şarttır.

Rimelin fırçasını pompalama şeklinde sürekli tüpe sokup çıkarmaya kalkışmayın, çünkü bu içeri hava sokar ve rimeli kurutur. Rimeli alt kirpiklere uygulamak için, fırçayı dikey vaziyette tutun ve daha fazla kontrol için bir yandan diğer yana sürün.
Kullandığınız pudra ya da göz farı topak topak bir görünüm alabileceğinden, rimeli uygulamadan önce kirpikleri fırçalamaya özen gösterin. Sarışınlar kahverengi, daha koyu tipler ise siyah rimelle en iyi görünümlerine kavuşurlar.

Kirpikleriniz gerçekten çok kalın değilse, iyi bir vurgu sağlamak için iki kat rimele ihtiyacınız olacaktır. İlk katı üst kirpiklerin üstüne ve altına uygulayın. Kurumaya bırakın, kirpikleri ayırmak için tarayın ya da fırçalayın ve ikinci bir kat uygulayın. Alt kirpikleri unutmadan, cilde bulaştırmamaya özen göstererek bunlara da bir kat uygulayın (kirpiklerin altına koyduğunuz bir kağıt mendil işe yarar). 

B.A.S.I.C Kuralı

Güzelleşmeyi "hobi" edinen hanımların dışında, sırf  "ele güne karşı ayıp olmasın" diye kendine bakan bir sürü insan var. Tabi konuyu biraz abarttım... Hele güzellik önerileri yazan biri için böyle konuşmak hiç de hoş olmuyor ama gerçekten de süslenmeyi sevmiyorsak, çabuk güzellik reçetelerine rağbet ediyoruz. Tembellik insanın doğasında var galiba. Günlük koşuşturmanın arasında, kestirme bir yol bulup, fazla zahmete girmeden güzelleşmek çabasındayız. İşte size bunun için hazırlanmış bir özet, basit bir reçete.

 

BASIC kuralı, Amerikalıların çok sevdiği kısaltmalardan yola çıkıyor...

 

Brighten (Aydıtnlatma): Açık tonlar baz olarak kullanılmalı. Özellikle farlar ve fondöten için geçerli.

 

Accent (Vurgulama): Koyu tonlar ile dış hatlar vurgulanmalı. Koyu renk farlar bu iş için ideal.

 

Shape (Şekil Verme): Gözlerinize ve yüzünüze dilediğiniz şekli vermek için eyeliner ve allık kullanılmalı. Tabi birkaç makyaj hilesi bilmenin de faydası var!

 

Intensify (Yoğunlaştırma): Eksiksiz bir göz makyajı için rimel kullanılmalı

 

Color (Renk Verme): Tabi ki ruj ve tırnak cilasından bahsediyoruz.

Bağlantılı ve tamamlayıcı ürünler kullanıldığında iyi sonuçlar almak hiç de zor değil. Örneğin, pürüzsüz bir cilt için, sırasıyla, Nemlendirici + Kapatıcı + Fondöten + Pudra kombinasyonunu uygulayınız.

Güzel gözler için, Açık tonda baz far + Koyu tonda belirginleştirici far + Eyeliner veya Göz kalemi + Rimel kullanınız.

Dogal ama etkileyici bir görünüm için, Allık + Dudak kalemi + Ruj ve Tırnak Cilası kullanmayı ihmal etmeyin. Yeni renkler kullanmaya cesaret edin. Hem hayatınızda küçük, hoş bir değişiklik olur, hem de birkaç baş döndüreceğinizden emin olabilirsiniz!

 

Makyajda Püf Noktaları :

Sabahleyin dikkatle yaptığınızı sandığınız makyaj, o kuru ve mat cildiniz, birkaç saat sonra yerini parlayan bir görünüme mi bırakıyor? İste yağlı ciltlerin kabusu. Ama üzülmeyin, yalnız değilsiniz!

Cildimizdeki yağ bezleriniz gereğinden fazla yağ ürettiğinde (ki bunu önlemek için yapabileceğiniz birşey yok, yalnızca etkilerini azaltabilirsiniz), cildiniz yağlı bir görünüme bürünür ve bu da genellikle T bölgesinde yoğunlaşır (burun - alın - çene) Ama gerçekten yağlı cilt tipine mi sahipsiniz? Yüzünüz sürekli olarak parlak görünüyor ve elinizi sürdüğünüzde bunu hissediyorsanız, özellikle de T bölgenizde sürekli yağlanma varsa, yaptığınız makyaj dayanmıyor, çabucak akıp gidiyorsa, cildiniz sivilce ve siyah noktalara eğilimliyse, evet yağlı bir cilde sahipsiniz. İste başa çıkmanın yolları…

 

- Yağlı cildin bakımını yaparken nem dengesini bozmamanız gerekiyor. (zaman zaman kuruyup pullandığını gördügünüz ciltler işte bu sorundan muzdarip olabilir) Bazen cildimizdeki yağı kontrol altında tutalım derken cildimizde aşırı kurumaya neden olabiliriz. Ya da T bölgesinde yağla uğraşırken yanaklarımızın kurumasına yol açabiliriz. Bu nedenle;

 

- Yağlı cildin temizliğini aksatmayın. Her gece yatmadan önce ve her sabah uyandığınızda temizleyicinizle yüzünüzü temizleyin. Çünkü toz ve kir gözenekleri tıkayarak sivilce olusumuna yol açan en büyük etkendir.

 

- Temizleyici ve toniğinizi seçerken dikkat! Alkol içeren bazı ürünler cildinizin yağını fazlaca alır ve cildiniz bu durumda ekstra yağ üretir. Yani kaş yaparken göz çıkarmayın!

 

- Her cildin nemlendiriciye ihtiyacı vardır. Üstelik nemlendirici, makyajın cildinizde daha kolay tutunmasını sağlar. Ancak cildiniz yağlıysa seçtiginiz nemlendirci yağsız ve/veya yağı kontrol eden nitelikte olmalıdır. Yağsız, su bazlı, hafif bir nemlendirici tercih edin.

 

- Hem nemlendiricinizi, hem de makyaj malzemenizi seçerken içinde güneş koruma faktörü olanları tercih ederek cildinizi güneşin zararlı etkilerinden de koruyabilirsiniz.

 

• Makyaj malzemelerinizi seçerken de, yağsız ürünler seçmeye özen göstermelisiniz. Özellikle fondöten ve pudra seçimi önemli. Kullandığınız fondöten hafif, yağsız, su bazlı ve sıvı bir fondöten olmalıdır. Pudranız da yine şeffaf, hafif, yağsız bir pudra olmalı. Gün içinde yüzünüzü bir kağıt mendille hafifçe silip, biriken yağları aldıktan sonra pudranızı tazelemek, yüzünüzün matlığını koruyacaktır.

 

- Fondöten ve pudra süngerlerinizi de temiz tutmaya çalışmalısınız. Haftada bir kere yıkadığınızda bakteri üremesine engel olur, cildinizin daha hijyenik ve sağlıklı kalmasını sağlarsınız.

 

Mükemmel Dudaklar

Kadınların en sık kullandığı makyaj malzemesi tabiki ruj. Bu hiç de şaşırtıcı değil çünkü ruj hem çabucak ve kolayca uygulanan bir malzeme hem de yarattığı etki inanılmaz. Ama dudaklarınızın mükemmel görünmesini sağlamak biraz özen gerektiriyor. İste yapmanız gerekenler...

  • Ruju sürmeden önce dudak üzerindeki sertlesmiş kabukları temizleyin.
  • Rujun dayanıklı olması ve mat bir yüzey elde etmek için dudaklarınızı hafifçe pudralayın.
  • Dudaklarınıza dudak kalemi ile çerçeve çizin.
  • Dudaklarınızın içini, bu çizgiye kadar doldurmak için bir dudak fırçası kullanın.
  • Daha kalıcı bir sonuç istiyorsanız dudaklarınızı toz pudra ile pudralayın ve rujunuzu yeniden sürün.
  • Dudaklara parlatıcı sürerek bitirin.

Ve birkaç ipucu...

  • Rujdan önce ince bir fondöten tabakası uygulamak renk değişimini önler.
  • Parlak ve açık renkler dudakları vurgular ve daha büyük gösterirken, koyu ve mat tonlar dudakları daha küçük gösterir
  • Daima ruj tonunuza yakın bir dudak kalemi seçin.
  • Dişlerde ruj kalmaması için kağıt mendille kurutun.
    Gün ilerledikçe topaklanma veya dağılma olmaması için pamuklu çubuk ile köşeleri düzeltin.

Aslında pek azımız biçimli dudaklara sahibiz. Ama birkaç makyaj hilesi ile kusurları gizleyebilir, mükemmel bir görüntü yaratabiliriz.

 

İnce Dudaklar

Rujunuzu doğal konturun hemen dışına uygulayarak ince dudakları dolgunlaştırın.
Dudakları ince bir toz pudra tabakası ile pudralayın. Ruju sürün. Açık tonlardaki rujları tercih edin.

 

Kalın Dudaklar

Dudaklara önce bir miktar fondöten sürün. Doğal konturun içerisinde dudak çizgisinin sınırlarını ortaya koyarak dudakları inceltin ya da dudakların dışına daha açık renk, dudakların ortasına daha koyu renk uygulayın. Çok parlak veya açık renklerden kaçının.

 

Normal Dudaklar

Eh, bu durumda pek bir çabaya gerek yok. Dudaklara önce bir miktar fondöten uygulayın. Doğal kontur çizgisi üzerine dudak çizgisini yapın. Dudaklarda örtülmesi gereken hiçbir hata olmadığından arzu ettiğiniz renkleri kullanabilirsiniz.

 

Düşük Dudaklar

Dudağın kenarlarına bir miktar fondöten ya da kapatıcı uygulayın. Daha sonra üzerine toz pudra sürün. Dudak kalemini doğal kontur çizgisi üzerine sürün, ancak köşelere gelirken çizgiyi yukarı çekin.

Ve unutmayın - Daha açık ve daha pastel renkler dudakları daha büyük gösterir. Daha koyu ve mat tonlar ise dudakları daha küçük gösterir.

 


Parfümler Hakkında Hassas Noktalar


Cildiniz üzerinde bir koku denerken bu kokuyu koklamadan önce birkaç saniyeliğine kurumasına izin verin. Parfümün sahip olduğu kokuyu tam manasıyla yayabilmesi için bir müddet serbest bırakılması çok önemlidir.

Parfümü cildiniz üzerinde sürtmeyin çünkü sürtme işlemi neticesinde hassas koku molekülleri zarar görecektir.

Baharatlı bir gıdanın veya sarımsağın yenmesi, parfümün cildiniz üzerindeki kokusunu değiştirebilir!

Eğer her gün aynı parfümü kullanıyorsanız, onu saklamak pek de zor değil. Tek dikkat etmeniz gereken nokta, kullandıktan sonra ağzını sıkıca kapamanız ve herhangi bir sıcak ve ışık kaynağının yanına koymamanız.

Bir kaç parfümü birden kullanıyorsanız, küçük şişeleri tercih edin.

Parfümünüzü kuru ve temiz havalı bir yerde muhafaza edin. Sıcak ve güneş parfümün bozulmasına neden olur.

Spreyli ambalajlar parfümü daha iyi korur. Spreysiz şişeler kullanım sırasında havayla temas eder, bu da parfümün bozulmasını hızlandırır.

Parfümünüzü uzun süre saklamak istiyorsanız, buzdolabında koruyun. Soğuk, taze kalmasına yardımcı olacaktır.

Parfüm Nerelere Sürülmeli

Vücut

Parfümler kokularını yaymak için sıcaklık, hareket gibi faktörlere ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle parfüm sürmek açısından vücudun bazı bölgeleri ayrıcalıklıdır:
- Sıcak ve nemli noktalar. Koltuk altları, göğüs araları, ense ve göbek.
- Kanın fazla pompalandığı noktalar. Bilek içleri, şakaklar ve boyun.
- Hareketli noktalar. Dirsekler ve diz içleri.
 
Uzmanlardan öneriler:

Coco Chanel
“Öpülmek istediğiniz yeri parfümleyin”

Estée Lauder
“Parfümü, kolunuzu yukarı kaldırıp tam önünüze sıkın ve yarattığınız koku bulutunun içine girin. Böylece binlerce parfüm molekülü vücudunuzun her yerine konacaktır”

Saç
Saçınızı parfümlemek istiyorsanız, öncelikle temiz olmalarına dikkat edin. Kokuların birbirine karışmaması için şampuanınızı kokusuz olanlar arasından seçin. Saçlarınıza direkt olarak değil, saç fırçanıza ya da tarağınıza biraz parfüm sıkarak saçınızı şekillendirin. Saçlarınız kısa ise saç diplerinize temas ederek, uzun ise saç uçlarınızı taramanız yeterli olacaktır.

Giysiler
Parfümler pamuklu, yünlü gibi doğal lifle dokunmuş kumaşlarda çok kalıcıdır ve rahat yayılır. Sentetik liflerde yayılımı ve kalıcılığı azdır. Parfümün en kalıcı olduğu dokular ise kürkler ve muslin kumaştan yapılmış eşarplardır.
 
Giysiler parfümlene bilir ama gelişi güzel değil:

- Parfümünüzü ceket ve mantoların astarlarına, etek ve elbiselerin etek baskılarına sıkın.
- Asla giysilerinize farklı parfümler sıkmayın. Üst üste sıkılan parfümlerin molekülleri iyi bir karışım oluşturmaz ve kötü bir etki uyandırır.
- İpekli giysilerinize parfüm sıkmayın, kalıcı lekeler bırakır.
- Eğer parfümünüzü sık sık değiştiriyorsanız, sadece vücudunuzu parfümlemekle yetinin. Koku zaten giysilerinize de sinecektir.
- Mücevher ve özellikle incilerinizin yakınında parfüm kullanmayın: parfümlerdeki alkol mücevherlerin parlaklığını yok eder ve incileri sarartabilir.
- Giysi dolabınızı parfümlemeyi unutmayın.
 
Küçük bir tavsiye :
İç çamaşırlarınızın bulunduğu dolap veya çekmeceye parfümünüzle nemlendirdiğiniz yünlü bir kumaş parçası koyun.

Kokular kişiye göre değişir;

Her insanın genlerine, cilt tipine, saç rengine ve hatta yaşam biçimi ile yaşamakta olduğu çevresine bağlı olarak kendine özgü bir vücut kimyası vardır. Bir başkasının üzerinde ya da magazinlerde deneme olarak verilen sayfaları koklamak yoluyla parfüm satın almak hatalı olur. Bir parfümü, kendi kimyanızın nasıl tepki verdiğine bakarak kendi cildiniz üzerinde denemeli ve sonrasında satın almalısınız..

İnsan yaşlandıkça koku yayma özelliği ya da koku taşıma özelliği azalır;
Yaşlandıkça vücudumuzun koku yayma özelliği de azalır. Bunun sonucu olarak da yaşlı insanlar gün içerisinde birkaç defa ve hatta daha fazla parfümlerini yinelemek (tekrar uygulamak/sıkmak) zorunda kalırlar.

Kokular üzerinizde ne süreyle kalıcılığını koruru?

Kokular yaklaşık dört saat ya da buna yakın bir süreyle kalıcı olmak üzere tasarlanmışlardır. Bazıları tek bir kokunun tüm gün boyunca kalıcılığını koruduğunu fark eder. Ancak belli bir süre geçtikden sonra bu koku kokması gerektiği gibi kokmamaya başlar. Parfümü gün içerisinde bir ya da iki kere uygulamanız gerekmektedir. Hafif bir koku kullanıyorsanız eğer, bu uygulamayı daha fazla da yapabilirsiniz.
 
Cilt tipi nasıl bir rol oynamaktadır ?

Yağlı ciltler, kuru ciltlere oranla daha çok kokuyu tutar. Bu nedenle kuru ciltliler gün içerisinde kullandıkları parfümü birkaç kez uygulamak durumundadırlar.

Yılın farklı mevsimleri için farklı kokular kullanmak gerekir mi?

Sıcaklık arttıkça kokunun yoğunluğu da artar. Bazı kokular yaz mevsimine daha uygun iken diğer güçlü kokular kış mevsimi için uygunluk gösterir. Bu hususta izlenecek en iyi yol yaz mevsiminde daha hafif, kış mevsiminde ise daha ağır kokular kullanmaktır. Oryantal, baharatlı kokular kış mevsimi için daha uygun iken, meyve ve çiçek  kokuları yaz mevsimine daha uygundur.

Parfüm Nasıl Seçilmeli?

- Kullanacağınız zamana ve mekana elverişli parfüm alın.
- Aynı anda en fazla 4 koku deneyin. Daha fazla denerseniz burnunuz farkı algılama kapasitesini kaybedecektir. Yanılıp sonradan beğenmeyeceğiniz bir kokuyu satın alabilirsiniz. Küçük bir not olarak burada belirtmek gerekirse; 4 kokudan fazla deneme durumunda kalırsanız arada kahve koklayıp 1-2 dakika burunu dinlendirmeniz daha sonra koklayacağınız kokuları algılamanızda yardımcı olur.
- Parfüm hakkında şişeden koklayarak karar vermeyin. Parfümün kokusu vücut kimyanızla temas edince ortaya çıkar. Bileğinizin içine küçük bir miktar sürün ve bir süre bekledikten sonra koklayın.
- Parfüm satın almadan önce kokunun oturması için en az 10 dakika bekleyin. Bu sürede alkol buharlaşacak, parfümün vücudunuzun kimyasıyla uyumu tamamlanacak ve gerçek kokusu ve etkisi ortaya çıkacaktır.
- Başkasında beğendiğiniz bir parfümü vücudunuzda denemeden alma yanılgısına düşmeyin. Her insanın ten kimyası farklıdır.
- Koku duyunuz günün ilerleyen saatlerinde keskinleşir. Parfüm almak için akşamüstlerini tercih edin.
- Seçim yaparken kendi vücut kokunuzu tamamlayan kokuları tercih edin.
- Yıl boyu tek kokuya bağımlı kalmayın: ısı farkları kokuların yoğunluğunu etkileyebilir.

Bir seride bulunan parfum, eau de parfum ve eau de toilette aynı kompozisyona sahip olmayabilir. Parfüm yaratıcısı konsantrasyonlara hafiflik kazandırabilmek için, "parfum" içinde bulunan çok etkili bir notayı "eau de toilette"te kullanmayabilir.

Parfümlerin yan ürünleri ile parfümlenmek de mümkündür. Sütler, losyonlar, parfümlü yağlar da 3 ila 8 saat arasında kalıcı; 1,5 metrelik bir çember içinde yayılıcıdır. Özellikle ba

Selülit kremleri etkili mi

 
 
Selülit kremlerinin kadınların kabusu durumundaki selülite gerçek anlamda faydası var mı?


Son birkaç yıldan bu yana adını sıkça telaffuz etmeye başladığımız selülit ya da tıp dilindeki adıyla �dermopanniculosis�, kadınların yaklaşık yüzde 80�inde görülüyor. Ancak bu kesinlikle bir hastalık olarak değil kozmetik bir problem olarak değerlendiriyor.

Mucize vaat etmiyoruz

Her kadın hayatının herhangi bir döneminde ve yaşı her ne olursa olsun vücudu ile ilgili bazı sorunlarla veya derinin gevşemesi gibi bölgesel bir problem olan �kapiton� ile karşılaşabilir. Ali Coşkun�un da kürsüden gösterdiği Clarins�in Lift Minceur Anti Capiton ürünümüz, dört yıldan beri dünyada 160 ülkede ve tüm Avrupa�da etkililiğini kanıtlamış bir üründür. Kozmetik dünyasındaki bu başarı enstitü bakımlarından doğan sonuçlarla tasarlanmıştır. Clarins ürünleri mucizeler vaat etmez: Profesyonellerin gerçek ürünlerinde ne yaptıklarını açıkça ortaya koyarlar ve söylediklerini eksiksiz gerçekleştirirler. Başarıları, dünyanın her yanındaki Clarins Enstitülerinde doğrulanmaktadır. Lift Minceur Anti Capiton�un performansı aynı anda üç etki gösterir. Yağların atılmasını kumanda eden hücresel moleküller olan AMPc ve GMPc�yi uyararak birikimlerden kurtulmamızı hızlandırır.

Kimse mucize üretmiyor

Tanrı kadınları mükemmel vücutlara sahip olarak yaratırken aynı zamanda neden selülit oluşumunu da mümkün kıldı dersiniz... Yanıtı çok basit; onu hamileliğe ve emzirmeye hazırlamak için. Ergenlik çağında hormonlar hücrelerin enerji depolama kapasitesini artırıyor, bu sırada vücudun bağ dokularının elastikiyeti azalıyor. Yağ hücreleri şişmeye başlıyor ve cildin epidermis dokusundan görünür hale geliyor. Yani özellikle üst bacaklarda dalgalı bir görünüm alan cilt, bağ dokusu tarafından dermis tabakasında artık tutulamayan büyük yağ hücrelerinden başka bir şey değil. Selülit bir kere oluşmaya başladığında ise vücutta kan dolaşımı sorunları ortaya çıkıyor ve durum giderek kötüleştiriyor. Çünkü gittikçe şişen yağ hücreleri kanın damarlarda dolaşımını engelliyor ve vücuttaki su çevredeki dokularca tutularak cildin görüntüsünün bozulmasına yol açıyor.

Bitkiler kozmetiğin gözdesi
Aslında vücudumuz ilk işaretleri 20 ve 30 yaşları arasında vermeye başlıyor. Neredeyse her iki kadından biri selülitle işte bu yaşlarda tanışıyor. Bacaklar ve popo bölgesindeki cilt dalgalanmalarını kollar ve göğüslerdeki elastikiyet kaybı izliyor. Sonuçta mucize beklememek gerekiyor ama bu problemleri yüksek teknolojiyle üretilen bakım ürünleri, spor aletleri ve doğru masajlarla en aza indirmek mümkün. Selülit kremleri ne kadar etkili sorusuna gelince; bilimsel araştırmalar selülit ürünlerinin yağ depolarına nüfuz ettikleri oranda yüzeydeki görünümü efektif olarak düzelttiklerini ortaya koyuyor. İşte yeni jenerasyon selülit kremleri de kalça, popo ve özellikle üst bacak bölgesindeki tedirgin edici yağ hücreleri üzerinde sistematik bir egemenlik kurmayı amaçlıyor. Etkin maddeler hücrelere kadar inerek yağ yakımını harekete geçiriyor. Böylelikle XXL boyutlu yağ hücrelerinin normal boyutlarına geri dönmelerine yardımcı oluyor. Bunlara ilave olarak bio-aktif maddeler kan dolaşımını harekete geçiriyor, mikro-sirkülasyonu aktif hale getiriyor ve bağ dokusunu güçlendiriyor.
Bitkiler de özellikle son yıllarda selülit konusunda kozmetik dünyasının gözdesi olmuş durumda. Selülit ürünlerinde son dönemde yıldızı parlayan ananas ve papaya ikilisi pürüzsüz ve gergin bir cildin mimarı olarak lanse ediliyor. Ananas ayrıca nem tutma, yağ parçalama ve gerginleştirme özellikleriyle öne çıkıyor. Ancak sadece egzotik değil bilindik meyveler de güzelliğimize hizmet ediyor. Örneğin, elma selülit preparatlarının içinde istenmeyen pürüzleri giderici etki gösteriyor. Yağ hücrelerinin gereğinden fazla genişlemesini önleyerek olgunlaşmasını engelliyor.

Selülitin nedenleri

Fazla kilolar: Lipozitlere ne kadar yağ depolanırsa selülit o kadar belirginleşiyor.

Yanlış beslenme: Karbonhidrat ve yağ ağırlıklı yanlış beslenme selülit sorunu olarak karşımıza çıkıyor.

Hareketsizlik: Kas dokuları yerini yağ dokularına bırakıyor. Aynı zamanda bu da kan dolaşımını olumsuz etkiliyor.

Sigara içmek: Nikotin cildin kan damarlarını daraltıyor. Hücrelerde tutunan fazla su cilt yüzeyinde dalgalanmalara nede oluyor.

Doğum kontrol hapları: Uzmanlar doğum kontrol haplarındaki hormonların selülit oluşumuna yol açtığını düşünüyor. Ama bu henüz tam olarak kanıtlanmış değil.

Uzmanlar ne diyor

Selülit kremleri
Aslında selülit kremleri konusunda birşey söylemek bana kalırsa çok mantıklı değil çünkü onlar tıbbi bir seçenek değil. Kremler kesinlikle bir işe yarar ya da yaramaz denemez. Tamamen bir işe yarasa zaten bilimsel bir yöntem olur. Bir şeyin bilimsel bir tedavi yöntemi olabilmesi için herkese uygulandığında, herkeste belli bir başarı yakalanması gerekir. �Ben üç kişiye uyguladım� ya da �Bakın, 10 kişi ne kadar mutlu� diyerek bir şeyi tedavi yöntemi sunamazsınız. Kremler bu sınıfta yer alırlar. Memnun olduğunuz sürece kullanın, en kötüsü maddi zarar görürsünüz. Portakal kabuğu dediğimiz şeyin oluşumunda birçok faktör de rol oynuyor aslında; genetik faktörler, beslenme, kişinin hayatında sporun olup olmaması, düzenli yaşantıya bağlı birtakım faktörler... Bunlardan bir tanesi eksikse, onun yeniden yerine konması faydalı olur. Portakal kabuğu görüntüsünden kurtulmak isteyen kişinin krem kullanma konusunda tekrar düşünmesi gerekir.

Cilde serum gerekli
Kış aylarında her zamankinden daha fazla su içmelisiniz
Kış ayları cilt için de en zorlu dönemdir. Bu mevsimde cildiniz susuz kalır, teninizin rengi solar. Kış aylarında her zamankinden daha fazla su içmelisiniz. Vücudunuzun vitamin ve mineral gereksinimini en iyi şekilde karşılamalısınız. Ancak her şeye rağmen cildinizi kışın etkilerinden koruyamıyorsanız, paniğe kapılmayın. Serumlar, cilt bakımında mucizeler yaratıyor. Jel içerikli serumlar, cildi nemlendirip gerginleşmesini sağlıyor. Hem de çok kısa bir sürede. Kozmetik ürünleri arasında yer alan serumların bazı türlerinde bol miktarda su bulunur ve suda eriyen maddelerin cilde çabuk nüfuz etmelerini sağlar. Bu nedenle yüze nemlendirici uygulamadan önce serum kullanmak doğru bir hareket olur. Serum türlerinin sayısı çok fazla. Siz kendi cildinize en uygun olan serumu seçmeye özen göstermelisini

Zayıf Bacaklara Ulaşmanın 3 Yolu

Kadınların büyük bir kısmı bacaklarından yakınıyor. Hoş ve ince bacaklara sahip olmak için ameliyatlara boyun eğmeniz veya el yakan egzersiz aletleriyle uğraşmanız gerekmiyor. Daha düzgün bacaklara sahip olmanın yolu, iyi bir diyet ve klasik egzersizlerden geçiyor.
Uzmanlara göre, alt butlarınızı inceltmek için o bölgeye yönelik egzersizler yapmak gerekiyor. Sadece yürüyüş yapmak, merdiven çıkmak ve aerobik yapmak bu sorunlu bölgeyi şekile sokmaya yetmiyor.
Yağlı ve yumuşak bölgeyi sıkılaştırmak için bölgesel egzersiz sağlayan spesifik hareketler yapmak gerekiyor. Doğru noktaya doğru çeşitte ve yeterli miktarda egzersizle odaklanmak gerekiyor. Aynı hareketi fazla yapmak vücudunuzu şekle sokmak yerine zarar verir.
Size önereceğimiz egzersizleri her bacak için 15 kez tekrarlayın ve dinlenmeden bütün egzersizleri tamamlayın. 3 egzersizi de yaptıktan sonra 15 dakika dinlenin ve bu kombinasyonu iki kez daha tekrarlayın.
Bir ayak havada olacak şekilde yatarak iç butları sıkıştırmak :
Omuzlarınız yere temas edecek şekilde sırt üstü yatın. Bacaklarınızı ileriye doğru iyice gerin ve dizlerinizi kırmadan düz tutmaya çalışın. Sağ topuğunuzu yerden 15 cm kadar yukarıya kaldırın ve sol bacağınız gergin haliyle dururken sağ topuğunuzu diğer ayağınızın soluna kilitleyin. Sağ topuğunuz sol topuğunuza kavuşturana kadar bu yönde bacaklarınızı gererek hareket ettirmeye devam edin. Hareket ettirdiğiniz bacak üzerindeki basıncı kaldırmadan başlangıç pozisyonuna dönün. Aynı hareketi sol bacağınızda tekrarlayın.

Tek ayak üzerinde ayakta durmak :
Sırtınız dik bir şekilde ayakta durun. Bacaklarınız arasında biraz mesafe olmasına dikkat edin. Dizleriniz gergin bir şekildeyken sağ bacağınızla 15 cm çapta bir daire çizmeye çalışın. Diziniz ve kaslarınız olabildiğince gergin bir şekildeyken sağ ayağınızı sol ayak parmaklarınızın üzerinden geçirin. Harekete sağ topuğunuz sol topuğunuza değişene kadar devam edin. Bacaklarınızın gerginliğini bozmadan başlangıç pozisyonuna geri dönün ve hareketi sol bacağınızda tekrarlayın.

Makas şeklinde uzanarak :

Sırt üstü yatın ve bacaklarınızı öne doğru gerin. Topuklarınız temas halindeyken ayak parmaklarınızı uzanabildiğiniz kadar uzak bir mesafeye gerin. Ayak parmaklarınızın ve bacak kaslarınızın gerginliğini bozmadan bacaklarınızı makas şeklinde açabildiğiniz kadar çok açın. Dinlenmeden başlangıç pozisyonuna dönün ve hareketi tekrarlayın

Saçlarınızın Daha Hızlı Uzamasını İster misiniz?
Saç köklerimiz saç tellerine hayat veren organlarımızdır. Saç köklerimiz normal koşullarda saç tellerine yeni kısımlar ekliyerek saçları uzatırlar. Günümüzde saç yapımını hızlandıracak bir çözüm henüz bilinmemektedir.
Bazı ilaçların kullanımı, beslenme bozuklukları stress gibi faktörlere bağlı olarak saç uzamasında yavaşlama olasıdır. Saç köklerinin beslenmesini bozan durumlarda da saç uzaması yavaşlar. Sigara yine damaraları büzücü etkisi ile kan dolaşımını bozan ve besinlerin, oksijenin hücrelere ulaşımını engelleyen bir faktördür. Dikkat edilecek olursa saç uzamasını olumsuz yönde etkileyen faktörler yaşantımızda sık karşılaştığımız faktörler. Saçlarının hızlı uzamasını isteyen kişileride etkileyen faktörlerdir. Saç yapımı ile ilgili olarak bazı vitaminlerin önemli olduğu günümüzde biliniyor. Ancak bu vitamin ve mineraller günlük beslenmemiz yolu ile zaten alınan vitaminlerdir. Zaman zaman takviye olarak bu tip vitaminlerden almak eksiklik varsa düzeltir.
Saçların uzamasını hızlandırmak için yapılacak en iyi şey saçların uzamasını azaltan faktörler ile savaşmaktır.
Sağlıklı beslenme, özellikle sebze ve meyvaların ağırlıklı olduğu beslenme tarzları, bol su içmek, düzenli ve yeterli uyku çok önemlidir. Stress yine salgılattığı adrenalin gibi hormonlar yolu ile damarlarda daralmaya yol açar ve saç köklerinde beslenmeyi bozar. Stresi düşürecek önlemlerde saç uzması açısından önemlidir. Sigara içerdiği nikotin ve karbon mono oksit gazı ile olumsuz etkileri olan bir faktördür. Nikotin damarları daraltırken, karbon mono oksit gazı kanda oksijen taşınmasını bozarak hücre beslenmesini bozarlar. Yeterli besin ve oksijen alamayan saç köklerinin normal üretimlerini yapması zordur. Saç derisine uygulanacak sıcak havlular, hafif masajlar bu bölgede dolaşımı arttıtacak ve saç köklerinin normal beslenmesini sağlayacaktır.

Baştan ayağa seksi görünmek için
Seksilik sadece vücudumuzun belli bir bölgesine atfedilecek bir durum değil tabii... Her ne kadar erkeklere öyle geliyorsa da, seksi bir kadın aslında bakımlı kadın demektir.
O halde hemen şu önerileri uygulayın ki, durmadan en seksi kadın seçilen kimi ünlü kadınlardan bir farkınız kalmasın.
Neyimiz eksik di mi?

Dudaklar için
Seksi dudaklara sahip olmak için iki seçeneğiniz var, ya kırmızı renkte ruj ya da dudağın doğal rengi. İlk durumda kırmızının
teninizle uyumlu bir tonunu yakalamanız gerekiyor. Rujun düzgün
ve kalıcı olması için ruju fırçayla sürebilirsiniz. Ruju sürdükten
sonra bir kat da parlatıcı kullanın. Dudaklarınızın doğal renginde kalmasını istiyorsanız sadece parlatıcı sürün.

Göğüsler için
İçinde pırıltılar bulunan bir kremi dekolte bölgenize sürün! Teniniz beyazsa pembe tonlarında ışıltılar taşıyan kremi tercih edin. Yanık tenliyseniz, tercihinizi altın rengi ışıltılar taşıyan bir kremden yana kullanın. Büyük bir fırça ile iki göğsünüzün arasına bronz toz pudra sürmeniz de göğüslerinizin daha yuvarlak görünmesini sağlar.

Saçlar için
Saç renginizin birkaç ton açığından gölgeler yaptırarak her zaman "ışıltılı" görünebilirsiniz. Bir başka öneri de saçınıza parfüm sürmeniz. Ensede bol toplanmış topuzun her zaman seksi göründüğünü de hatırlatalım. Uzun saçlıysanız saçınızı gün için de fırçalamayı ihmal etmeyin.

Ayaklar için
Bacaklarınız bronzsa pırıltıları olan kremlerden sürebilirsiniz. Topuklarınızın pembe
görünmesini de sağlamalısınız. Ve tabii ayakkabı seçimi. Topuklu, sivri ayakkabıların seksi olduğu kesin. Ancak rahatsız ayakkabılar duruşunuzu bozup nasırlara sebeb olabileceğinden ayakkabı seçiminde rahatlığı ve kaliteyi ön planda tutun.

Boyun için
Ensenizi açıkta bırakacak bir saç modeli boynunuzu gözler önüne serecektir. Birkaç damla parfüm, boyuna sürülen tem renginde pudra, hafif sarkıntılı küpeler dikkati boyuna çekmek için yeterli. Boynu tümüyle açıkta bırakmak ya da ince bir kolye takmak da size kalmış bir seçim.

Eller için
Tırnaklarınızın hepsi aynı uzunlukta olmalı. Tırnaklarınız farklı boylarda ise tercihinizi doğal renklerden yana kullanın. Kısa kesilmiş ve parlatıcı ile doğal bir görünüm almış tırnaklar da seksi olabilirler. Enteresan, ama çok dikkat çekici olmayan bir yüzük de farklı bir stil yaratmanızı sağlayabilir.

Egzama için Şifalı Bitkiler ,Dermatoloji, Deri Hastalıkları.

Dermatoloji (Deri Hastalıkları)

Egzama

egzama
Mayasıl diye bilinen egzama, derinin sulanması ile meydana gelen bir iltihaptır. Tıp dilinde; Erythema pernio denir. Kaşıntı ve kızartı ile ortaya çıkar. nedeni; ruhsal olabileceği gibi alerjik tepkiler veya deriyi tahriş eden maddeler de olabilir. Bazı kimselerde de ırsidir. Vücudun hemen hemen her yerinde görülebilir ve bulundukları yere göre isimlendirilirler. Tedavinin ilk prensibi; üzülmemek ve egzamalı yerleri kaşımamaktır. Ayrıca, su ve sabunlu sudan olduğu kadar uzak kalmak da gerekir. Su yerine permanganatlı su ve rivanollu su kullanılır. Perhiz yapılır. Acılı, baharatlı ve yağlı yenmez.rahim egzaması
Rahimden gelen cerahatli akıntının neden olduğu bir çeşit egzamadır. Rahimde veya vajina çevresinde kızarma ve şişlikler görülür. Bu şişlikler bir süre sonra su toplayıp, kabuklanır. Kaşıntı, zonklama ve yanma hissedilir.

anus kaşıntısı
Anus (şerç); yani sindirim kanalının doğrubağırsak denilen son kısmındaki çıkış deliği veya çevresinde (oturak yerinde) görülen kaşıntıların nedeni çeşitlidir. Bunlar arasında; kılkurtları, sümüksü akıntı, basur, çatlak, ishal veya kabızlık, egzama (mayasıl), sinir bozukluğu veya yeteri kadar temizliğe dikkat edilmemesi sayılabilir.

kaşıntı
Vücudun herhangi bir yerinde hissedilen ve böcek dolaşıyormuş hissi, hafif yanma ve batma gibi rahatsızlıklarla ortaya çıkan kaşıntıya, tıp dilinde pruritus veya kaşeski denir. Kaşıntıyı doğuran nedenler çok çeşitlidir. Bunlar şöyle sıralanabilir: - Sabun, çamaşır tozları ve bazı boyaların neden olduğu kaşıntılar - Yün veya naylon iyeceklerin neden olduğu kaşıntılar - Bazı kimyasal maddelerin neden olduğu kaşıntılar - İstiridye, yumurta, süt, çilek, soğan gibi bazı besinlerin neden olduğu kaşıntılar - Bazı ilaçların neden olduğu kaşıntılar - Şeker, karaciğer, böbrek hastalıkları veya löseminin neden olduğu kaşıntılar - Kurdeşen, egzama, su çiçeği, kızamık, kızıl, kızamıkçık veya deri iltihabının neden olduğu kaşıntılar - Mantarın neden olduğu kaşıntılar - Kıl kurdunun neden olduğu kaşıntılar - İshal veya kabızlığın neden olduğu kaşıntılar - Sinirlilik ve ruhi sıkıntıların neden olduğu kaşıntılar Tedavinin ilk şartı, kaşıntıyı doğuran sebebi bulmaktır. Bu arada mümkün olduğu kadar kaşımamaya gayret edilir.


Egzama için Şifalı Bitkiler

bazı türlerinin dalları ipek böcekçiliğinde askı olarak kullanılır. Dalları çalı süpürgesi yapımında, ayrıca yakacak olarak kullanılır. Genel olarak idrar yolları taşlarına karşı idrar söktürücü olarak kullanılır. Funda ayrıca, ishal ve böbrek taşları tedavisinde kullanılır. Zeytinyağı ile hazırlanan merhemi çıban ve egzamada faydalıdır. Zayıflamak için de kullanıldığı bilinmektedir.

kına ağacı
Ayak terlemesine engel olur. Dolamada kullanılır. Uyuz ve egzamaya iyi gelir. Guatrın üzerine bağlanırsa fayda görülür. Ağız yaraları ve deri çatlaklarını tedavi eder, saçları besler ve kuvvetlendirir.

Aranan kelimeler: Egzama, Egzama Hastalığı, Egzama Tedavisi, Egzama Hastalıkları, Egzama için Şifalı Bitkiler ve Dermatoloji (Deri Hastalıkları)..

Egzama Hakkinda

Egzama Hakkinda Farkli alerjik etkilerden dolayi ,cildin çesitli bölümlerinde ortaya çikan bir deri hastaligidir. Kabuklanma, pullanma, kizariklik, kasinti gibi belirtileri vardir. Bu deri hastaligi 4 evreden olusmaktadir. Kizariklik Evresi: Ilk belirtiler kasinti olarak kendisini gösterir,daha sonra ödemli kizarikliklar olusur. Vezikül Evresi: Ciltteki kizarik alanlarda veziküller olusur ve daha sonra bu veziküller birlesip lezyon olustururlar.

Sulanma ve Kabuklanma Evresi: Veziküller patlayip içlerindeki su bosalinca, deri kurur ve cilt yüzeyinde sarimsi kabuklar olusur. Bu kabuklara elle müdahale edilmemesinde fayda vardir çünkü zamanla düserler.

Kepeklenme Evresi: Kabuklar döküldükten sonra pembemsi bir deri ortaya çikar. Bu bölümde bir süre kepeklenme görülebilir. Sonunda egzama iz birakmadan kaybolur.

Egzamanin Kontakt Dermatit (Temas Egzamasi) ve Atopik Egzama olmak üzere çesitleri vardir.

Temas Egzamasi: Cildin duyarli oldugu maddeyle temasa geçmesi sonucunda ortaya çikar. Deriden içeriye sizan madde proteinlerle birlesip alerjik bir yapi kazanir. Cilt bu yabanci maddeyle savasabilmek için antikorlar üretir ve sonuçta yukarida 4 olusum evresinden söz ettigimiz sekilde egzama ortaya çikar. Metal takilar, deterjanlar, çoraplar, sentetik giysiler temas egzamasina zemin hazirlayabilirler.

Atopik Egzama: Bu egzama çesidi tamamen genetik kökenlidir. Bu tür egzamanin olusumunda genetikle beraber, ter, isi degisimleri, rutubet, stres, polen, yiyecek alerjileri de etkili olmaktadirlar. Bu gibi durumlarda hastanin alerji yapici etkenlerden uzak durmasi gerekmektedir. Ayrica asiyla da bagisiklik kazanilabilir.

Selülit İle İlgili En Çok Sorulan Sorular - Cevaplar

SELÜLİTTEN NASIL KORUNULUR.

· Kilonuzu koruyun. Günde 1500 kalori alın.

· Çok hareket edin, örneğin jogging yapın, bisiklete binin, yüzün, jimnastik yapın.

· Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.

· Vücudun fazla suyunu atması için beyaz ve kırmızı turp, maydanoz, kereviz, çilek ve pilav yiyin.

· Tuz, şeker, alkol, sigara, koyu çay, kahve, çikolata, kızartma ve undan uzak durun.

· Derinin kanla beslenmesini teşvik edin. Örneğin masaj eldiveni ile kendi kendinize yapacağınız masajla, bir sıcak, bir soğuk duşu sorunlu yerlere tutun. Saunanın da yararı vardır.

SELÜLİT BİR HASTALIK MIDIR?

Evet, selülit bir hastalıktır. Tıptaki adı Hidrolipodistrofidir.

SELÜLİT TEŞHİSİNİ KENDİMİZ KOYABİLİR MİYİZ?

Evet. Cilt iki parmak arasında kıstırıldığında, cildin dış tabakasında girinti ve çıkıntılar meydana gelir ki tıpta buna portakal kabuğu görünümü denir.

SELÜLİT KADINLARDA HANGİ BÖLGELERE YERLEŞİR?

Uyluğun üst kısmı, dizin ve bileğin iç kısımları, kaba et ve baldırların arkası ve üst bacaklara genelde süvari pantolonu şeklinde yerleşir.

SELÜLİT REJİMLE GEÇER Mİ?

Hayır, selülit tüm zayıflama rejimlerine karşı dirençlidir. Özel bir tedavi gerektirir, kendi kendine geçmez.

SELÜLİT NELERDEN OLUŞUR?

Selülit üç elemandan oluşur: 1-Dayanıklı hale gelmiş bölmeli bir konjonktif doku. 2-Su molekülleri ve tuz molekülleri. 3-Konjonktif doku içine hapsolmuş yağ hücreleri birikintileri. Bu bölgesel yağ birikimi, cildin hareketliliğinin azalması ve kalınlığının artmasıyla kendini gösterir. Elle dokunulduğunda cilt pütürlü, sertleşmiş ve muntazam olmayan bir görüntü verir.

SELÜLİT AĞRILI MIDIR?

Evet, selülit ağrılı olabilir. Ağrının şiddeti selülitin sinir liflerinin üzerine yapmış olduğu basınç derecesiyle orantılıdır.

ZAYIF KADINLARDA SELÜLİT OLUR MU?

Evet, selülit zayıf hatta sıska kadınlarda bile görülebilir.

SELÜLİTİN NEDENLERİ NEDİR?

1-Hormonal nedenler: Hiper folikülin, yani kadınlarda yumurtalardan salgılanan folikülin hormonunun artışı. Bu hormon, dokularda su tutma özelliği nedeniyle selülite zemin hazırlar.

2-Soya çekim: Anne selülitli ise çocuğunda da selülit görülebilir.

3-Dolaşım bozukluğu (damar yetmezliği): Selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Yani selülit damar yollarında oluşur ve damarları sarar, sıkar. Bu durum kan dolaşımını daha da zorlaştırır ve varisler meydana gelir. Bu da damar yetmezliği, selülit, varis, daha ileri derecede damar yetmezliği olarak gittikçe ciddi boyutlara varır.

SELÜLİTİN OLUŞMASINDA DİĞER NEDENLER NELERDİR?

Kabızlık, hipotiroid, doğum kontrol hapı kullanımı, karaciğerin kötü fonksiyonu ve sinirsel düzensizlik.

KAÇ AŞAMADA GELİŞİR?

Selülit üç aşamada gelişir. Birinci aşaması dolaşım bozukluğudur, damarlardan çıkan su dokulara dolar. Dokular acılı ve duyarlıdırlar. Ödemli denilen bu devrede başarılı bir şekilde tedavi yapılabilir. Bu devrede tedavi yöntemi mezoterapidir. İkinci aşamada, ödem daha da fazlalaşır. Bu aşamada selüliti buradan atmak oldukça güç olmasına karşın, tıpta mezoterapi ile başarılı bir tedavi mümkündür. Üçüncü aşamada, bu dokularda biriken yağ, su ve tuz molekülleri organizma tarafından kullanılamaz ve selülit yerleşir.

SELÜLİTTE NASIL BİR BESLENME REJİMİ UYGULANMALIDIR?

Rejim, su açısından zengin, tuz açısından zayıf olmalıdır. Selülit tedavisinde tuzu asgari düzeye indirmek gerekir. Balık, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanı ve yumurta yenilerek protein açısından zengin bir beslenme uygulanır. Proteinlerin ödemi önleyici ve iştah artırıcı bir rolü vardır. Şekerlemeler, hamur işleri, bakliyat kaldırılmalı, alkolden uzak durulmalıdır. Zira alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.

SELÜLİT HANGİ YÖNTEMLERLE TEŞHİS EDİLİR?

Termografi, ekografi ve manyetik rezonans.

SELÜLİTTE UYGULANAN MEZOTERAPİ YÖNTEMLERİNDE HEDEFLENEN AMAÇ NEDİR?

Tedavinin asıl amacı selüliti oluşturan süreci tersine çevirmek ve yağ hücreleri düzeyinde lipolizi tekrar harekete geçirmektir. Yani, birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.

LİPOLİZ NEDİR?

Yağ hücrelerinin boşluğunda depolanan yağların kimyasal olarak parçalanması ve eritilmesi, enerji olarak vücuda verilmesi olayıdır.

KİŞİ SELÜLİTLİ Mİ DOĞAR?

Hayır, kişi selülitli doğmaz. Ne bebek, ne de çocuklarda selülit vardır. Selülit gerçek olarak erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Ancak selülitte kalıtımın önemli rolü vardır. Kalıtımın kesin surette etkili olabilmesi için, hem anne hem de babada yağ fazlalığına ilişkin sorunların bulunması gerekir. Bu durumda kişinin, ilk ergenlik belirtilerinden itibaren ve daha sonra da yaşamının değişik evrelerinde, örneğin gebelik ve menopoz gibi hormonal açıdan çok önemli zamanlarda da izlenmesi gerekir.

HAMİLELİK SELÜLİTE UYGUN ORTAMI HAZIRLAR MI?

Vakaların çoğunda hamilelik gerçekten selülitin belirmesine neden olur. Çünkü doğumdan önce ve doğumdan sonra meydana gelen hormonal değişimler, gerçek bir dengesizliğin kaynağıdır. Doğumdan sonra selülit biraz azalsa da bir miktar selülit birikimi kalır.

MENOPOZ DÖNEMİ ŞİŞMANLAMA DÖNEMİ MİDİR?

Menopoz döneminde özellikle kiloda fazlalığa doğru belirli bir eğilim vardır. Ayrıca hormonal dengesizlik, vücudun su tutması ve selülit görülür. Psikolojik açıdan, kadın cinselliğindeki değişim ve buna eklenen çeşitli olaylar kadınlarda depresyona doğru bir eğilim yaratabilir. Kadınlar da kendilerini avutmak için genellikle kontrolsüz ve hatta oburluğa varan bir yeme alışkanlığının içine düşerler ve kilo alırlar.

SPOR SELÜLİTİ TEDAVİ EDER Mİ?

Hayır. Sert sporlar, vücudun belirli bir kısmını çalıştıran ve düzensiz yapılan sporlar hiçbir işe yaramaz. Selülite karşı en etkili sporlar tempolu yürüme ve yüzmedir. Fakat tıbbi olarak, bütün sporlar içinde en iyisi jimnastiktir. Bunun bir avantajı da herkes tarafından istenildiği yerde, istenilen zamanda ve şekilde uygulanabilmesidir.

SELÜLİT ÇOK OLDUĞUNDA TEDAVİSİ DAHA MI ZORDUR?

Hayır. Tedavi daha uzun sürer, ama daha güç değildir. Yöntem her zaman aynıdır. Esas zor olan, hastaya kendini sevmeyi öğretmek, harekete geçirmek ve mücadele bilinci kazandırmaktır.

ERKEKLERDE NİYE SELÜLİT OLMAZ?

Erkeklerde selülit olmamasının en önemli nedeni onlarda başka hormonların, özellikle de yağlı hücre oluşumunda hiçbir etkisi olmayan erkeklik hormonunun bulunmasıdır.

SELÜLİT BÜYÜME ÇAĞINDA TEDAVİ EDİLMELİ MİDİR?

Selülit, genellikle büyüme çağında ortaya çıkar. Psikolojik bir sorundan kaynaklanan bir oburluğun sonucu olmadığı halde 14-15 yaşlarında selülit oluşması, hormonal bir düzensizliğin işaretidir. Genç kızlarda selülit oluştuğunda, düşük kalorili bir rejim izlenebilir, spor ve jimnastik yapılabilir ve çok gerekirse mezoterapi uygulanabilir.

ŞİŞMANLIK İLE SELÜLİT ARASINDA NE FARK VARDIR?

Bu ikisini kesinlikle karıştırmamak gerekir. Eğer kişi şişmansa mutlaka selüliti de vardır. Ama selülit cildin derin dokularını bile etkileyen, temelde hormonal kökenli özel bir bozukluktur. Ve bu bozukluk, son derece zayıf kadınlarda bile görülebilir. Fazla kiloların tüm vücuda yayılmasına karşın selülit, bacak, baldır, kol gibi belirli bölgelerde görülür.

SIK SIK KİLO ALIP VERMEKTEN NİYE KAÇINMALIYIZ?

Bazı kimseler sürekli kendilerini kısıtlamaktansa, çok kötü bir görünüş alıncaya kadar yiyip şişmanlar, sonra da bu kilolarını çok hızlı bir şekilde vermeye çalışırlar. Bu sistemin sakıncaları çok fazladır. Bu tür rejimler organizma için zararlı, metabolizma içinse korkunçtur. Ayrıca sık kilo alıp verme, mekanik faktörler nedeniyle cildin kendini bırakmasına neden olur, deride çatlaklar meydana gelir.

GÜNDE 3 LİTRE SU İÇİLMELİ Mİ?

Toksinleri ve zararlı madd-eleri vücuttan atmak için, günde ortalama 1.5 litre su içmek gerekir. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar farklıdır. Genel olarak içilecek sıvı miktarı kiloyla da ilişkilidir. 100 kiloluk bir kişi fazla zorlanmadan bir günde 3 litre su içebilir. Oysa 40 kiloluk biri için bu miktar fazla gelebilir. Ayrıca, vücutları su tutan kadınlar, içmeye başlar başlamaz şişkinlik meydana gelir. Bu durumda selülitten önce bu rahatsızlığın tedavisi ele alınmalıdır.

Selülit, Selüliti Engelleme, Selülit Maskeleri, Çatlak, Kırışıklık